26 Aralık 2015 Cumartesi

8. Karşılaşma hakkında diğer bir yorum

Onlar sadece futbolcu değildi

Toplu sadece sahada değil, cephelerde de görmüşler, müdafaayı Çanakkale’de, hücumu da Milli Mücadele’de ortaya koymuşlardı. Sarı-lacivertliler milli mücadelenin direniş örgütlerinde de yer almıştı.

Dr. İsmet Uluğ, Kurtuluş Savaşı’na silah ve cephane kaçıran Askeri Tıp Talebe Grubu’nun başında yer almıştı. İngiliz Kemal ise ulusal gerilla hareketinin içinde yer alıyordu. Necip Okaner 3 numaralı Fenerbahçeli olarak donanmaya katılmış, Kurtuluş Savaşı’na gerillacı sevk etmişti. İstiklal Madalyası sahibi yurtsever bir profesördü. Sabri Toprak Bey ( 1877-1938 ) tutuklanmış ve Malta’da esareti bir başka yaşamış bir başkandı.  Tevfik Taççı Bey de  ( 1889 – 1979 ) Trablus ve Süveyş de çarpışmıştı. Fenerbahçe’nin İngilizlere esir düşen hem yıldız futbolcusu hem de başkanıydı. Fenerbahçe hiç yenilmeden kazandığı ilk İstanbul şampiyonluğunu ( 1911 – 1912 ) Arif Bey’in hem futbolcu hem de başkanlığında kazanmıştı. Keşan’dan Uzunköprü’ye atla gelir, oradan da trene binerek Fenerbahçe maçlarında hazır bulunurdu. 1919 Haziran’ında Bor Ovası’nda şehit düşmüştü.

İşgale başkaldırı

İstanbul, işgali yaşıyordu. Fenerbahçe dönem içerisinde işgal kuvvetleri takımlarına yenilmemişti. İngiltere, Fenerbahçe’nin kitle üzerindeki olumlu etkisini kırmak ve coşkunun yarattığı bütünleşmenin önüne geçmek için harekete geçmişti. Bu amaçla Fenerbahçe’nin yenilmesini sağlamak gündeme getirilmişti. Fenerbahçe’nin yenilmesi halinde olay futbolun dışına taşacak ve Türkiye’nin sadece siyasi ve askeri yönden değil, spor açısından da güçsüz olduğu ortaya konacaktı. Sarı-lacivertliler bu nedenle sadece futbolu değil, toplumu da temsil ettiklerinin farkındaydılar. Sonunda İngiliz İşgal Kuvvetleri takımı ile oynamayı kabul ettiler.

29 Haziran 1923 günü Taksim Stadı’nda İngilizler beklemedikleri bir seyirci topluluğu ile karşılaşacaklardı. Maçı izlemek için gelen Lord Pulmmer ile işgal ordularının general, amiral ve diğer yüksek rütbeli subayları stadı dolduran binlerce Türk’ü görünce şaşırmışlardı. İzleyenler sadece Fenerbahçe diye bağırmıyor Türkiye diye haykırıyordu. Fenerbahçe Mısır ve Malta’dan takviye getirilen profesyonel futbolcular karşısında ilk yarıyı 1-0 yenik bitirmişti.

Zeki Rıza’nın 60. dakikadaki beraberlik, 14 dakika sonraki galibiyet golü ise zaferi ilan etmişti. General Harrington’un adını taşıyan gümüş işlemeli 80 santim boyundaki kupa, Fenerbahçeli futbolcuların ellerinde yükseliyordu.

Fenerbahçe o gün sahada şu isimlerle yer almıştı; Şekip, Hasan, Kamil, Cafer, Kadri, İsmet, Fahir, Sabih, Alaattin, Zeki, Ömer ve Bedri.

Bir diğer yorum