28 Şubat 2015 Cumartesi

Portakal kabuğu

Ne zamandır aklımda olan bir ızgara yöntemini deneme fırsatı buldum.


Organik atıkları ise kompost ( gübre ) yapmak için balkonda bir teneke kutuda biriktiriyorum. Çöpe atmak yerine peynir kutusu içine döküp, çay posası ile birlikte gübreleşmeye bırakıyorum. Zaman zaman toprak ile örtüp karıştırabilirsiniz.... neyse

Portakal kabuklarını soba sıcağında ya da kalorifer peteğinde kurutabilirsiniz. Hem güzel bir koku veriyor hem de kuruduğunda çıra gibi yanıyor. 

Aynı zamanda kek ...vb içinde de kullanabilirsiniz.

Kuruduğu için artık akma, kokma yapmıyor, çöpe giderek ziyan da olmuyor ( köy de olsanız ya da bahçeniz olsa durum başka )

Kuruduktan sonra ise aşağıdaki gibi oluyor;



Çerez kabuklarını ( fındık, fıstık, badem, ceviz ...vb. ) atmayı sevmiyordum, uzun bir süre boyunca biriktirdim. 


Ateşi ise aynı yerde sakladığım yumurta kolileri, ilaç kutuları, tuvalet kağıdının ortasında olan kartonları ile yaktım.


Köz aşağıdaki gibi hazır hale geldiğinde kurutulmuş portakal kabuklarını atmaya başlıyoruz.


Köze attığım portakal kabukları;


İlk başta yanmayacak gibi durdu, ateşi boğdu sandım. Duman tütmeye başladığında hemen alev aldı. Ortalık portakal kokmaya başladığında planın işlediğini anladım. Bu çıra gibi kurumuş kabuk, çok güzel tütsü verecekti.

Hemencecik tenekeler ile kurduğum düzeneğe ızgaraya dizilmiş hamsileri yerleştirdim.


Bu düzeneği yerleştirdiğimde yaklaşık 50 cm yukarıda elimi tutamıyordum, demek ki portakal kabuklarının kalorisi yüksekti.

3 ızgara hamsiyi pişirirken "bana mısın?" demeyen köz, saatler sonra şu şekilde idi:


Akşam karanlığı çöktüğünde köz adeta nefes alıyor gibiydi.

Köz soğuduğunda ise, kalan külü dünyadaki tek dikili ağacımın dibine döktüm.


Ordu'da "taflan" desek de Karadeniz'de "Kara yemiş" olarak bilinir.

Müzeler

Kendi tarihleri olmayan İngiliz, Fransız ve Alman halkları bu açıklarını Anadolu ve Mezopotamya ile kapatmaya çalışıyor.

Büyük ölçüde 1. Dünya savaşında sonra ( ve hatta hala ) yağmalanan güzel Anadolu ve Irak savaşından sonra yağmalanan Bağdat müzesi ( ki Cumhuriyetimizin kuruluşunda Atatürk, Mezopotamya'yı medeniyet köklerimize en önemli referans olarak göstermiştir. ) barındırdığı paha biçilemeyen eserler ile bazılarının iştahını kabartıyor.

Sorarım size; Anadolu, Mezopotamya, Mısır, Orta Asya gibi medeniyetin doğduğu topraklar olmasaydı, dünya müzeleri ne yapardı?

O eserler, ait olduğu yere iade edilmeli. O eserler tüm insanlığa aittir.

Başta aşağıdakiler olmak üzere benzeri düşünce içinde olanları ( devlet müzesi, özel müze ve koleksiyoner, mezar soyguncusu, define avcısı ) KINIYORUM!

British museum ( www.britishmuseum.org )
Halikarnas Mozolesi ( Antik dünyanın 7 harikasından biridir )

Bergama müzesi ( Berlin'deki müze adasındaki 5 müzeden biridir. www.smb.museum ile bu 5 müzeye ulaşılabilir. )
Bergama Zeus Sunağı
Milet'in agora ( pazar ) kapısı
Mshatta Alınlığı

Puşkin müzesi ( www.arts-museum.ru )
Troya'nın altınları and hazinesi

Louvre müzesi ( www.louvre.fr )
Yüzlerce heykel ve Osmanlı çinisi

Bir tarih sevdalısı olarak da utanıyorum, çünkü tarihimizi koruyamıyoruz. Benim için bu topraklarda bulunan küçük bir sikke ile heykeller, sunaklar aynı değerdedir.

Keşke tarihimiz koruyabilsek de onlara "Sizde kalsaydı, talan edilirdi, bakamazdınız. Bir en iyi şekilde koruyoruz." deme hakkını vermeseydik.

Halikarnas Balıkçısı Bodrum’’a gönderildiği ’“Mavi Sürgün’” hayatında kültürel değerlere sahip çıkmak adına önemli bir adım atmıştı. Yaşadığı  maddi sıkıntılar nedeniyle çeşitli dergi ve gazetelerde çalışmanın yanı sıra bir dönem de turist rehberliği yapan ünlü yazarımız Cevat Şakir Kabaağaçlı, Bodrum ve civarında sömürgeci devletler tarafından yurt dışına kaçırılan tarihi eserlerin geri gönderilmesi için o yıllarda ilk adımı atmıştı.

Robert Koleji’nden sonra bir dönem eğitimine Oxford Üniversitesi’nde devam ettiren Kabaağaçlı, bu  topraklar üzerindeki değerlerin yok olmasına da seyirci kalmak istemez. Türkiye’’den kaçırılıp British Museum’da sergilenen, dünyanın yedi harikasından biri olan Mouseleum’un geri getirilmesi ile ilgili İngiliz Kraliçesi’ne yazdığı mektupta şu ifadeler yer alır:

"Mouseleum’un güzelliği ve yeri, Bodrum’un mavi göğü ve parlayan ışıkları altındadır. British Museum’un karanlık salonlarına yakışmamakta, bu nedenle getirilmeli ve yerine konulmalıdır."

Bir ay sonra British Museum’un müdürü, küstah alaycı bir tavır ile şu cevabı verir;

"Kraliçe hazretlerinin bize havale ettikleri mektubunuzu dikkatle okuduk. Sizi yerden göğe kadar haklı bulduk. Evet, hakikaten böyle bir sanat şaheserinin masmavi bir gök ve ışık altında daha da kıymet kazanacağına karar verdik. Bu nedenle Mouseleum’un bulunduğu salonun duvarlarını bodrum mavisine boyatıyor ve ilave projektörlerle aydınlatıyoruz."

Devletler arası hukuk buna müsaade ediyor mu? Sivil toplum örgütlerinin bu yönde yapacakları çalışmaları destekliyorum.

ilave bilgi - 1:

Çok daha fazlasını ( https://goo.gl/5au0O3 https://goo.gl/TtkcL4 https://goo.gl/C3hYY6 gibi ) "Aktüel Arkeoloji" dergisinde ( Batının Arkeoloji yağması ) veya @aktuelarkeoloji twitter hesabında bulabilirsiniz.

ilave bilgi - 2:

68’li devrimci Yaşar Yılmaz antik tiyatrolar çalışmasını bitirdikten sonra köşesine mi çekildi. Hayır. 5 yıl önce, Anadolu’dan yağmalanan tarihi eserlerin ve kültürel varlıkların peşine düştü. ABD, İngiltere, Avusturya, Almanya, Danimarka, Rusya, ve Yunanistan’a gitti. Yüzlerce müze gezdi. Türkiye’den kaçırılan 40 bin eseri buldu ve fotoğraflarını çekerek belgeledi.

Neler bulmadı ki: Paris Louvre Müzesi: Mağnesia'daki ünlü mermer tapınak kabartmaları, Asos'dan sökülen tapınak parçaları ve yüzlerce dev boyutlu mermer, bronz heykeller. Hitit, Urartu, Bizans, Selçuklu, Osmanlı eserleri. Londra British Museum: Ksantos'dan (Eşen-Antalya) Nereitler anıtı, Knidos'tan (Datça) 600 civarında büyük boy heykel, Mozeleum (Bodrum'daki ünlü, dünyanın 7. harikasının mermer süslemeleri ve heykelleri). New York Metropolitan Müzesi: Sardes'ten (Salihli) sütun ve diğer eserler, Bergama'dan büyük bronz heykel, Priyene, Milet ve Efes'ten heykeller, mermer lahitler, Kültepe'den (Kayseri) Sümer-Asur dönemi eserleri. Boston Müzesi: Asos eserleri Washngton Dumborton Oaks Müzesi: Antakya mozaikleri ve Bizans eserleri. Baltimore Müzesi: Antakya mozaik koleksiyonu. Chicago Sanat Müzesi: Selçuklu- Osmanlı eserleri. Chicago Üniversitesi Şark Eserleri Enstitüsü Müzesi: Alişar eserleri. Los Angeles Getty Villa : Burdur- Antalya yöresinden Kremna mermer kadın heykelleri.Viyana Ephesus Müzesi : 50 m'ye yakın mermer duvar frizleri Efes'ten giden binlerce eser. Berlin Alte Müzesi : Priyene, Milet'ten mermer heykeller. Berlin Pergamon (Bergama) Müzesi : Büyüktapınak, Milet ve Priyene'den tapınaklar, Zincirli'den Hitit tapınağı, Hattuşaş'dan heykeller, 33 metreye 14 metrelik dev boyutlu Milet pazaryeri giriş duvarı ve Selçuklu dönemi camilerine ait eserler. Tübingen Üniversite Müzesi: Antakya'dan heykel ve Troya eserleri. Danimarka Ulusal Müzesi: Troya eserleri. Kopenhag David Müzesi: Selçuklu eserleri, Konya'dan türbe sandukası, Cizre Camii'nin ünlü tokmağı başta olmak üzere 14 ve 16. yüzyıl çini koleksiyonu.

Daha sırada 60 bin eser var. Yaşar Yılmaz çalışmalarını sürdürüyor.

İstikbal yatak şikayetim hakkında

30 senedir kullandığım ve yıllardır rahatsızlık veren yatağımı değiştirmek istedim. Evime yakın olan İstikbal'i ziyaret ettim.

"Alacağım hiçbir yatağın, mevcut yatağımdan daha rahatsız olmayacağını tahmin ediyorum. Mümkünse en pahalısı olmasın, uygun ve iyi satılan bir yatak istiyorum" diyerek isteklerimi anlattım. İstediğim ölçülere uygun bir yatak sipariş ettim. Ödeme yaparak beklemeye başladım.

Ekip yatağı, belirtilen saatte getirdi, yerleştirdiği gibi nasıl kullanılacağını ve ne zaman çevrileceği bilgisini de verdikten sonra ayrıldı.

İlk birkaç gün mışıl mışıl uyudum ancak daha sonra yıllardır kullandığım yatağımı arar oldum. Çünkü birkaç saat sonra uykumdan uyandıracak derecede müthiş bir bel ağrısı baş gösteriyordu. Yan dönerek, o çöken orta bölgeyi kullanmayarak idare ettim.

İş için İstanbul'a gittim ve 1 ay kadar kaldım. Dönüşte de aynı sıkıntı devam etti ve satın aldığım bayiye uğrayarak derdimi anlattım. Adresime bir yetkili yönlendirildi. Yetkili belirtilen saatte geldi ve yatağa fiziksel olarak inceledi. Yatağın normal olduğu, imalat hatası olmadığı ... yönünde bir rapor düzenledi.

Devam eden şikayetlerim üzerine, 1 ay kadar sonra sitelerinde bulunan iletişim hattını aradım ve tekrar derdimi anlattım. Farkını vererek bu modeli farklı bir modelle değiştirmek istediğimi de ekledim. Kayıtlarıma ulaşan yetkili, bir inceleme yapıldığını ve soruna rastlanmadığı yönünde rapor olduğunu belirtti. 1 aylık süre aşıldığı için değişim veya iade yapılamayacağını belirtti.

Ağrılarım sebebiyle kasık fıtığı teşhisi konuldu. Ancak sorun bu sefer daha da büyüdü. Çünkü ancak sırt üstü yatabilirken ortaya çıkan bel ağrısını yenemiyordum, çünkü başka türlü yatamıyordum. Dönmek mi? güldürmeyin. İlk geceyi uykusuz geçirerek bitirdim. İyileşme sürecini ise evin içerisinde diğer eski yataklarda tamamladım.

Şu anda, çok şükür, iyileştim ancak yatak ile sorunlarım hala devam ediyor. Bel ağrısı başlıyor, sol yana yat, sağ yana dön, biraz aşağıda yat .... bütün gece devam ediyor.

Yatak derseniz, gurur duyar, döşek derseniz gocunmaz, 30 senelik uyku yoldaşımdan özür diliyorum. Şu sol yanımda duran yenisine ise yatak diyene dayak teklif ediyorum.

26 Şubat 2015 Perşembe

Haksız kazanç

Günümüzde "ne onunla olur, ne de onsuz" diyeceğimiz şeylerle yaşamak zorundayız. Bankalar ve cep telefonu gibi.

Bankaların da diğer işletmeler gibi kar etmek amacı ile kurulduğunu biliyoruz ve kabul ediyoruz. Onlarla çalışmak zorundayız, çünkü kapitalist bir dünyada yaşıyoruz. İşlemler karşılığında belirli ücretlerin talep edilmesini de anlıyorum ancak haksız kazanca da karşıyım.

Bu bankalar kendilerini o kadar güçlü görmektedir ki kanun, yönetmelik nereden gelirse gelsin, umurlarında olmaz. Tüketici hakem heyeti kararları, idare mahkemesi kararları, örnek teşkil edecek dava ...vb. gibi.

Maalesef ülkemizde bankalar kendilerini bağlayan kanun ve yönetmelikleri atlatmanın yolunu hep buluyorlar. Hak da vermiyor değilim, zira BDDK'nın çıkardığı yönetmeliklerin gereğini devletin kendi bankaları bile uygulamıyor. 

Bu kurul geç de olsa karar alır ancak bankalar hakkında karar çıkan ücreti, farklı isimlerle önünüze tekrar sürerler. Her bankanın faiz ..vs. temel kazançları dışında değişik sayılarda ve isimlerde gelir kalemi vardır.

Hesap işletim ücreti; bankada tuttuğunuz mevduat için bir işletim ücreti talep edilir. Bazen bu ücret mevduattan büyük de olabilir. Eğer hesabınız vadeli hesap ise devlet kazançtan %15 kesinti yapar. Banka ise kendi faiz oranına göre işlem yapıyor. Bu durumda faiz oranı gerçek değeri göstermemiş oluyor. Yok hesap vadesiz ise zaten hava banka için çok hoş, o parayı zaten kullanıyor. Daha neyin işlem ücreti ki bu?

Kredi kart aidatı; banka size sunduğu aylık kredi için yıllık ( ya da 6 aylık ) bir ücret talep eder.

Kredi dosya masrafı; bankadan kullandığınız kredi karşılığında banka sizden bir ücret talep eder. Bu durumda da faiz oranı gerçek değeri göstermemiş oluyor.

Ücret kesintisi yapıldıktan sonra arayıp ( ulaşabilirseniz ) pazarlığa başlarsınız. İade etmemek için türlü taklalar atarlar. Paranızı "para puan" olarak iade etmek isterler. Harcama sözü verin isterler.

Kredi kartı aidatlarını gösterir belgeyi ve sözleşmemi, Yapı kredi ve HSBC adresime "ücretsiz" göndereceklerini bildirirken, Garanti bankası aynı işlem için 50 TL ücret talep etti.

"Tüketici Hakem Heyeti" aracılığıyla benzeri masrafların iade edilip edilmediğini bizzat göreceğim.

Son olarak; hiç değişme EnPara, hep böyle kal.

Popeye siparişim hakkında

Canımız tavuk yemek isteyince aklımıza Popeye geldi ve yemek sepeti üzerinden sipariş verdik.

3 kişilik siparişimizi verirken "30 dakikada teslim" onayını aldıktan sonra, beklemeye başladık.

35 dakika olduktan sonra aradığımızda "kuryenin çıktığı" bilgisini aldık.

45 dakika sonra tekrar aradığımda ise "Dolapdere bölgesine teslimat yapılmadığını" öğrendim.

Aç iken türlü oyunlar yapan ve şekerimizi iyice düşüren "Terbiyesiz tavuk" Popeye ile yaşadığım bu olumsuzluğu her fırsatta dile getireceğim.

25 Şubat 2015 Çarşamba

İnsan ve fil

Hindistan'da filleri evcilleştirmek için ilginç bir yöntem kullanılır.

Ormanda yere filin içine düşebileceği büyüklükte bir çukur kazılır ve üzeri dallarla örtülür. Yavru fil gelip dallara bastığında çukurun içine düşer ama şanssızlığı bununla da bitmez. Fil avcıları yüzlerini de kapatan tümüyle simsiyah giysiler içinde, ellerinde sopalarla gelip fili bir de eşek sudan gelinceye kadar döverler. hayvan yediği sopalardan, çukura düşmesi nedeniyle yaşadığı acıdan ve korkudan hayatında görmediği bir bunalım yaşar birkaç saat içinde.

Sonra aynı avcılar ağaçların arkasına gider ve giydikleri siyah elbiseleri tümüyle çıkarıp, baştan aşağı beyaz elbiselerle, ellerinde çeşit çeşit meyve sepetleriyle geri gelirler. Fili besler, yaralarına bakarlar ve onu düştüğü çukurdan çıkarırlar. Fil bu beyaz giysili kurtarıcılarının ona gösterdiği karşılıksız sevgi ve ilgiden dolayı o kadar minnettar kalır ki o andan itibaren her istediklerini yapar ve sözlerinden çıkmaz. Onların kendisini az önce döven siyah giysili adamlar olabileceği aklına dahi gelmez. Filimiz artık evcilleştirilmiştir.

Şimdi yukarıdaki sahneden filleri çıkarıp yerine kendinizi koyun. bizim siyasetçiler de her yıl önce ekonomik kriz, zamlar, işsizlik gibi yığınla belayı başımıza sarar, sonra da aynen fil avcıları gibi beyazlar içinde gelip bizi bu pislikten kurtarırlar. Bizim de o fillerden pek farkımız olmadığı için her seferinde bu numarayı yutarız. Zaten bu böyle olmasaydı tarih tekerrürden ibarettir diye bir laf olmazdı.

Siyasetçiye beyaz ne güzel yakışır değil mi?

24 Şubat 2015 Salı

Balotelli

Futbol demişken, bu fotoyu koymadan olmaz !



Vinnie Jones











Bayılıyorum bu adama !

A brief history of time

Stephen Hawking'in imzası


22 Şubat 2015 Pazar

Traş keyfi

Traş olma isteğimi farklı markalarla tatmin ettim; kartuşlu, çift bıçaklı, çok bıçaklı, oynar başlıklı... Bulabildiğim ile yetinmem gerekince ise tek bıçaklı ... 

Traş süresinin uzaması, traşın büyüyen bir işkenceye dönüşmesi beni farklı arayışlara itti.

Bir de kıl dönmesi, yüzünüzün kabarması artık bir değişimin kaçınılmaz olduğunu belli ediyordu.

Gözüme usturayı kestirmiştim ki cevabı "klasik yaprak jiletli traş makinelerini dene abi" olarak duydum.

Birçok forum ve blog okuduktan sonra yeterli bilgi edindiğime inandım.



Başlangıç için kararı "Wilkinson Classic" olarak verdim. 9 TL fiyata makine ve 5 adet yaprak jiletin olduğu kartuş dahil.

İlk denemede biraz korktum, çünkü içinde parıl parıl parlayan bir jilet var. Ancak ilk traşta sakaldan gelen o "çatır çatır" sesleri, tarif edilemez. Diğer yöntemlerde her adımdan sonra temizlemek, suyun altına tutmak, sıkışan kılları vurarak temizlemek tam bir işkence ve zaman kaybı idi. Birkaç kullanımdan sonra körelen bıçağınızın, ne kadar uğraştırdığını zaten biliyorsunuz.

Köpük veya jel ise yerini hep sevdiğim "Arko traş sabunu"na bıraktı.


Bu sayede hem klasiğin keyfini sürüyorum, hem daha kısa sürede traş hem de daha kolay traş oluyorum. Çok daha ucuz olması ise cabası.

Denedim ve ilk andan itibaren aynı hazzı aldım, demek ki eskilerin bir bildiği varmış ve klasikler eskimiyormuş.

Tesadüfen gördüğüm aşağıdaki arko traş sabununu ise taşıma kolaylığı yüzünden tercih ediyorum.


Gördüğüm kadarıyla, herşeyde olduğu gibi traş konusunda da, kolay olan iyi olmuyor. Arka sabun (+) ile jel (-) ve traş köpüğünün (-) farkını deneyerek gördüm. Aynı şekilde klasik jilet makinesi (+) ile kullan at (-) ve oynar başlıklı makinelerin (-) farkı da ortaya çıktı.

Kullandığınız jiletlerinizi ise kartuşun içine en altta veya bir kola tenekesine koyabilirsiniz. Yıllar sonra dolduğunda ise bir eskiciye ya da hurdacıya verebileceğinizi de unutmayın.


Tavsiyeler üzerine, bir de cildi besleyen traş kremlerini denemek istedim. Birinciliği arko traş köpüğü ile paylaşıyor. İkisinin de yeri gerçekten ayrı imiş.

Wilkinson'dan sonra 10 TL bedel karşılığında resimdeki yeni makineyi edindim. Wilkinson burun altında ufak bir bölgeye ulaşamazken, bu tertemiz ediyor. Ayrıca daha yakın bir taş sağlıyor ve hazzı mükemmel. Wilkinson ile neredeyse cildimi hiç kesmemişken, bununla ufak tefek oluyor. Ancak oynar başlıklı ile dahi kestiğimi düşünürsek, gerçekten önemli sayılmaz.

Bunların en ucuz ve başlangıç setleri olduğunu biliyorum ve deneyerek daha pahalı ve iyi setleri denemek istiyorum.

21 Şubat 2015 Cumartesi

Gördüklerim, yaşadıklarım / Jak Kamhi

Masrafların artınca kendini fazla sıkma, fazla kazanmaya bak.

Hayal mahsülü şeyleri gerçek diye anlatma, basit de olsa doğru olmayan bahaneleri kullanma. Güvenin sarsılır.

Para geçicidir, güven kalıcıdır.

Kimseye kefil olma, mali olanakların ölçüsünde yardımda bulun. Kefil olmanı isteyen dostunun, iyi niyetine rağmen yanılmadığı ne malum?

Başarı, sorunların çözümü ile kıyaslanır. Başarısızlığa cevap aramak, beceriksizliği örtmektir.

Kişilere hak ettiği değeri ver.

Sorun çıkmadan ikaz et.

Hırsızı tutma.

İş aldığın kişi, verdiğin işi seviyorsa başarılı olur. Yoksa ısrar etme.

Sorunlardan korkma, çözmeye uğraş.

Bilmediklerin zor görünür. Öğren kolaylaşır.

Başarı bir süreçtir. Sürat ise anahtarlarından biridir.

Mal alırken kazanılır.

Verdiğin yetkileri kontrol altında tut.

Mevzuat ve maliye ile sorun yaratacak icraatın hemen önüne geç.

Zaman nakitten değerlidir.

Değişime ayak uydur.

En önemli kuralım, işbirliği yalnız güvenilir kişilerle yapılır. Bu noktada yanılgıya düşüldüğü taktirde hiçbir yazılı sözleşme sizi kurtaramaz.

19 Şubat 2015 Perşembe

İOS - android ve İPhone - diğerleri karşılaştırmam

Apple donanım kalitesi olarak tartışmasız öndedir, bu konuda herhangi bir Android telefon Apple'ın eline su dökemez.

Bir İPhone değerini yıllar sonra bile korur oysa Android bir telefon, 1 sene sonra değerinin neredeyse yarısına alıcı bulur. Sonraki sene hatırlayan bile bulunmaz.

Android için en sonra çıkana sürekli sahip olmanız kesinlikle mümkün değildir.

Şarjı biten İPhone'unuz için her zaman şarj aleti bulamayabilirsiniz. Çünkü diğer bir markaya ait herhangi ya da yan sanayi kabloyu kullanamazsınız. Bu sebeple şarj donanımlarınızı yanınızda taşımanız gerekir. Çünkü Apple orijinal donanım kullanmanızı tavsiye eder. Neden? Çünkü yan sanayi batarya, şarj aleti gibi donanımlar telefonu bozacaktır, Bu durumda olan ise Apple'ın marka değerine olur. Ayrıca sizi orijinal donanım kullanmak zorunda da bırakır ( yan sanayi şarj aleti kullandığınızda, telefonunuz bunu fark eder, sizi uyarır, telefonunuzu şarj etmeyerek bataryanızı korur ) Tüm bunların arkasında ticari kaygılar da olabilir.

Apple donanım konusunda kendi donanımlarını tavsiye ederken, yazılım konusunda da kontrolün kendisinde olmasını istiyor. Savunma gayet açıklayıcı "3. taraf şirketler ile çalışırken hep sorun çıkar. Bu durumda olan bize ve güvenen müşterilerimize oluyor. Bizimle çalışmak isteyen şirketler bizim kurallarımıza uymalıdır." Flash desteğinin olmamasının ve sadece Apple'ın evrensel şarj girişini desteklememesinin sebebi budur. 

Apple sadece 1 donanım ile muhatap olurken, Android onlarca marka ve model için yazılıyor, güncelleştirme ekleniyor. Bu işlemden de pazarda bulunan tüm ve kullanıcının eklediği uygulamalar da nasibini alıyor.

İPhone ( dolayısı ile İOS ) hertürlü donanımı otomatik tanır. Bir ortamdaki yazıcıya ulaşırken İPhone size sorun çıkarmaz.

Bir İPhone'daki bluetooth sadece İPhone ile haberleşirken, android bu sorunu (!) yaşamamaktadır.

İPhone'da hafıza kartı bulunmaz, daha sorunsuz çalışır. Android ise hafıza kartı kullanımını destekler. Bu durum bir hırsızlık durumunda İPhone'da tüm verinin güvenilirliğini sağlarken, android için aynısını söyleyemeyiz.

Android kullanırken karşılaştığınız "yetersiz hafıza", İPhone kullanıcısına yabancıdır.

Aynı şekilde çalınan bir İPhone ( parola ile korunuyorsa ) kullanılamaz, oysa bir Android telefon formatlanıp kullanılabilir.

Format sonrası ( ve bulut desteği ile ) İPhone aynı ayarlar, masaüstü düzeni, programlar ...vs. hiç sorunsuz sunarken aynı işlem android için biraz sorun yaratabilir.

İOS içerisinde çağrı veya SMS engellemenin hazır bulunur. Tek yapmanız gereken engellemektir. Oysa Android içerisinde istenmeyen çağrıları engellemek için rehbere eklemeniz ve sonra engellemeniz gerekir. SMS engellemek için ise aynı yöntemi ya da özel programlar kullanıyorsunuz.

İOS işinize yarayacak en temel programları en mükemmel biçimde hazır sunar. Üstelik bu programlar her türlü platform ile sorunsuz çalışır. Üstüne üstlük android tabanlı bu programlar android ile uyum sorunu yaşarken bile.

İOS'un sunduğu bulut teknolojisi ile ayarlarınız, kullandığınız programlar, fotoğraflarınız ve masaüstü düzeninize kadar saklanır.Yani telefonunuzun tam bir image'i alınır. İOS'un sunduğu bulut teknolojisi ile "notlar" ve "anımsatıcılar" her zaman eşitlenmiş kalır ve herhangi bir platformdan sorunsuz olarak kullanılır. Aynı işlemi android için en mükemmel yapan program G-Notes, Gmail içinde dosya oluşturur, cepten eşitlemenize ve Gmail içinden izlemenize onay verir. Gmail içinden değiştiklik yaptığınızda, yazışma görünümü alır. Fotoğraflarınız; telefonunuzu kaybetseniz bile yedeklidir. İsterseniz, internet bağlı herhangi bir bilgisayar ile ulaşabilirsiniz.

İOS'da bulunan İtunes programı ile telefonunuzun tam bir kopyasını bilgisayarınıza koyarsınız. AYnı image burada da saklanır. Yeni bir İphone aldığınızda, tüm ayar, program, müzik, ...vs yi olduğu gibi değişmeden taşıyabilirsiniz. Böylece yeni telefonunuzda hiç zorluk çekmez ve alışma dönemi yaşamazsınız.

İOS'un sunduğu bulut teknolojisinin benzerini android'de bulamazsınız. İOS bu bulut hesabınıza bağlı olarak herhangi bir platform'da kullanabileceğiniz, paylaşabileceğiniz office dengi programlar - pages ( word ), numbers ( excel ) ve keynote ( powerpoint ) - sunuyor. Üstelik artık bu 3 hizmeti, bir apple kullanıcısı olmasanız da, apple ile tanıştırmak için ücretsiz hale de getirdi.

Gmail ise benzerini google docs ile sunuyor.

Bu bulut teknolojisi ile ipad, iphone .. vs arasında ve tüm aile üyeleri ile içerik paylaşımı yaparsınız.

Ancak bu bulut teknolojisini, siz dropbox, google drive, disc.yandex ile aşabilirsiniz. Biraz daha bulut?

Android görüşmelerinizi kaydeden programı ya hazır ya da markette sunar. İOS için ise böyle birşey yok. Görüşme sırasında "sesli notlar" programını açmanız gerekiyor.

Android "yaptığınız aramayı karşı taraf cevaplayınca titre" özelliğini hazır sunar ancak bu özellik İOS içinde bulunmadığı gibi dışarıdan da ilave edemezsiniz.

Android çalışan tüm programları sallama ile kapatırken, İPhone tek tek kapatmanıza izin verir.

İPhone yan tarafında çok işlevsel bir "titreşime alma" anahtarı bulundurur. Böylece tuş kilidini aç, ayarlara gir, titreşime al derdinden kurtulursunuz.

Android kullanan markalar, bir sonraki gözde telefonları çıktığında desteği keserler. Apple ise tüm modellerine her zaman destek verir, ancak 10 sene öncesinin donanımı bugünün işletim sistemleri ile ağırlaşabilir. 

Yıllar içinde oluşan rehberimde, kişilerin doğum günlerini takvime değil, kişi numaraları ile birlikte kaydetmiştim. İlginçtir, İOS takvimde bu doğumgünleri ( evlilik gibi özel günler görünürken ) gmail takvimde görünmüyor.

İOS takvimi, facebook etkinliklerini gösterirken android göstermez.

Android ( özellikle Nexus telefonlar ile ) tam anlamıyla özgürlük sağlar, birçok ayarı değiştirebilirsiniz. İOS bu konuda bazı katı kurallar getirir ( mesela, dışarıdan atadığınız zil sesini 20 saniyesini kullanabilirsiniz )

Hatırlamanız gereken bir kural; mükemmel telefonun henüz piyasada olmadığıdır. Geçen sene aklınıza karpuz kabuğu gibi düşen bir telefona bu sene bakmayabilirsiniz.

Bir diğer kural ise; atın sahibine göre kişnediğidir. Yani elinizde ne olduğu değil, onu nasıl ve ne kadar kullandığınız önemlidir.

Bir telefon alırken iyice düşünmeniz gerekir, ne amaçla kullanacağınızı ve ihtiyaçlarınızı iyi belirlemeniz gerekir. Sadece konuşacak mısınız?, önemli olan şarj süresi mi?, ekran büyüklüğü ne derece önemli? işe / okula gelip giderken yolda çok zaman mı geçiriyorsunuz? ...vb. sorular cüzdanınızın ne derece hafifleyeceğini belirler.

Kendi ihtiyaçlarımı göz önünde tuttuğumda fiyat aralığının 650 TL ile başladığını ve 2500 TL ile son bulduğunu görüyorum. GPS ve haritalar, radyo, takvim en fazla kullandığım hazır gelen programlar. Gün içerisinde ise internet explorer, hava durumu, fotoğraf makinesi, youtube, hesap makinesi, alarm ...vs. kullanabilirsiniz. 

Kişisel olarak olmazsa olmazlarım ise; not alma programı, Gmail, bankacılık ve borsa programları, shazam, kart programı oluyor.

Kart programı dediğim şey ise müşteri sadakat kartlarını depolayan programcıktır. Her mağaza, her marka alışverişiniz ile bir kart veriyor ve sonraki alışverişlerinizde de kullanıyorsunuz. Ancak "bir daha kullanır mısınız?" ya da "ne zaman tekrar kullanırsınız?" sorularının cevapları ise belirsizdir. Siz bu sorunu kart numarasını yazarak ya da kartların fotoğrafını taşıyarak da aşabilirsiniz.

Sosyal medya ( facebook, twitter, instagram ...vs. ) ve iletişim ( whatsapp, viber, telegram ) programları ise sonra geliyor.

Telefonu yeni aldığınızda, hevesle birçok program ve oyun yükleyebilirsiniz. Bir süre sonra çoğu atıl durumda bekler. Sürekli kullandığım birkaç program dışında, biraz müzik ve birkaç oyunu zaman öldürmek için kullanıyorum.

Telefonun uygun ölçülerde ve ağırlıkta olmasını, şarjının yoğun kullanım ile akşam eve dayanabilmesini istiyorum. Ancak akıllı telefon üreticileri belirli sınırlar ( bataryalardaki gelişimler şu anda herşeyi belirlemektedir, yoksa ram / işlemci / görüntü kalitesi değil ) içinde hareket etmek zorundadır. Çok ufak bir ekran kullanım sorunlarını ve çok büyük bir ekran ise ağırlığı beraberinde getirecektir.

Günümüz üreticileri, akıllı cihaz kullanıcılarının gün içerisinde bir laptop / PC, çakmak sarjı ya da priz bulabileceğini biliyorlar. Aksi halde bu kadar işlevin ve donanımın o bataryalar ile kullanılması şu anda imkansız. Günboyu whatsapp ile yazışmak, youtube ile video izlemek kesinlikle "bunun pili çok az dayanıyor" demenize sebep olacaktır.

Ayrıca aynı model telefonun farklı GB büyüklükleri ile kullanan bir olarak şunu söyleyebilirim; "bu yeter, büyüğüne gerek yok" ya da "bu benim işimi görür" diyebilirsiniz. Çoğu durumda yetmez, az bir fark ile büyüğünü almanızı tavsiye ederim. Ancak daha da önemlisi, büyük hafızalı telefonun, kullanım ve programlar aynı kalmasına karşın, şarjının daha fazla dayandığıdır. Şu anda kadar kullandığım İPhone 5 16 GB ve 32 GB ile GM-D 4 GB ve 16 GB arasında büyük bir şarj farkı bulunuyordu. Küçük kapasiteli ve ağzına kadar dolu bir HDD yerine daha büyük ve boş alanı mevcut olan bir HDD arasında hız ve tüketim arasında da benzerlik bulunuyor.

Programların ayarlarına hükmetmek ve gerektiğinde açmak, ekranı biraz daha soluk kullanmak size zaman kazandıracaktır. Ya da abanın gitsin, altı üstü şarj biter. Bu blogu okuduğunuza göre çok da önemli biri değilsiniz. :)

Gördüğünüz gibi en iyi telefon diye birşey yok. Sadece kendinize göre belirleyeceğiniz öncelik sırasında, ihtiyaçlarınıza en iyi cevap veren telefon var.

18 Şubat 2015 Çarşamba

İzin vermek, göz yummak

"Tilkinin geçtiğinde değilim ama sonra yol olur"

17 Şubat 2015 Salı

Yurtiçi kargo şikayetim hakkında

Bir teslim edilmeyen ancak tahsil edilen taşımacılık hikayesi

Yurtiçi Kargo Dolapdere şubesine, Çatalca serbest bölgesine teslim edilmek üzere bir paket bıraktım. Ödemeyi ise teslimat anında yaptım. Şube 1 ay sonra arayıp paketimin "firmanın belirtilen adreste bulunmadığı" için iade edildiğini bildirdi. Paketi şubeden geri alabileceğimi söylediğimde, ters yönde de bir taşımacılığın yapıldığı ve bunun da bir masrafı olduğu belirtildi. İade sebebi ise serbest bölgeye paket girişinin olmamasıydı. 

Paketim istenilen adrese teslim edilmemesine karşı bir seyahat yaşamıştı ve 1 ay süresince de tozlu raflarda bekletilmişti. Bunun karşılığı ise benden istenen 10 TL idi.

Çatalca şubesini aradığımda, formda telefon numarası olmadığı için düzgün bir tarif alınamadığını ve bu sebeple iade edildiğini söyledi. Halbuki bu eksiklik daha ilk saatlerde giderilmişti ve üstüne üstlük de bu adrese MNG defalarca teslimat yapmıştı.

Çatalca şubesi ve Dolapdere şubesi arasında yaşadığım telefon trafiğinde, 2 şubenin de sorumluluk almaktan kaçtığını gördüm. Biri "diğer taraf telefon bildirmemiş" derken, diğeri "karşı şube serbest bölgeye giriş olmadığını söyledi" diyor. Telefon da vardı, serbest bölgeye giriş de vardı, oraya teslimat da yapılıyordu.

Dolapdere şubesi ile görüşmeleri kaydettiğimi bildirerek konuştum. Bu işin peşini bırakmayacağımı, gerekli tüm mercilere "hizmet verilmemesine karşı, ücret talep edildiğini ve bu ücret ödenmediği taktirde pakete el konulacağı" şeklinde işlem yapıldığını ileteceğimi bildirdim. Çatalca şubesi ile de görüşerek telefon numarası ve adres konusundaki tüm eksikleri giderdim. Dolapdere şubesine sorunun çözülmesini yönünde yardımcı olmasını ve paketi tekrar göndermelerini de ( ödemesi yapıldığı için, tekrar ödeme almamak üzere ) rica ettim. 

Onca telefondan sonra, Dolapdere şubesi yönetim ile görüşerek gönderiyi tekrar kabul etti.

Şu anda şehir dışındayım. Paketimin, bugün itibari ile ofisime 10 TL masrafla iade edildiğini öğrendim.

Yani özet şu, Yurtiçi kargo benden 2 defa 10 TL ücret aldı, paketimi de yerine teslim etmedi.

Olsun, paketim gezdi dolaştıya, önemli olan da bu.

not: ilk ödemeyi yaptığıma dair dekont elimde bulunmamaktadır

14 Şubat 2015 Cumartesi

Bulut, yedekleme ve eşleştirme ( SYNC ) üzerine

Dosyalarınızı yedeklemek, iş - ev ve cihazlarınız arasında eşitlenmiş şekilde tutmak için kullanılan bir depolama yöntemidir.

Aslında sunucu kullanmaktan, uzak ağa bağlanmaktan veya dosyalarınızı e-posta içinde saklamaktan farklı değil.

Şu sıralar denediğim ve kullandığım bazı bulut çözümlerini tanıtmak istiyorum;

mail.ru - 1 TB depolama alanı sunuyor. ( kısa süre sunulan bir kampanyayı yakalamıştım )
google drive - 15 GB depolama alanı sunuyor. 
yandex.disk - 13 GB depolama alanı sunuyor.
dropbox - 2 GB depolama alanı sunuyor.
onedrive - 30 GB depolama alanı sunuyor. ( Windows 8 içinde gömülü geliyor )

Hepsini bir arada veya tek tek kullanabilirsiniz veya her birine değişik görevler verebilirsiniz.

Elimin altında yıllardır duran ve kullanmadığım bir dosya veya program hep sinirime dokunur. Siler silmez hep de lazım olur. Tutsanız bir bela, silseniz bir bela ve yedeklemek ise ayrı bir bela. Bu gibi dosyalar için mail.ru biçilmiş kaftan. dev programlar, dosyalar, fotoğrafları burada tutabilirsiniz.

dropbox ise dosya paylaşımında kullanılabilir. büyük bir dosya göndermeniz gerekiyor, atın buraya ve paylaşım linkini verin, karşı taraf indirsin. ya da antivirüs tarayıcınıza sürekli yakalanan keygen veya crack içeren programlarınızı burada tutabilirsiniz.

onedrive, bir MS hizmeti. İlk kullandığım e-posta hesabım hotmail olmasına rağmen, MS yıllardır o piyasayı çok boşlamıştı. gitmeyen mailler, değiştirilen ayarlar, kötü spam filtresi ( aynen yahoo gibi ) insanları Gmail'e doğru itti. Yıllardır aramız soğuk, henüz kullanmadım. Ancak W8 ile hazır geliyor ve bu konuda neler getirdiği ise henüz belirsiz.

Gmail ise her cepte bir akıllı telefon ( ve işletim sistemi ) olduğunu fark etti. Bu yolda büyük mesafeler kat ettiğinde MS ve Nokia hala saçma sapan işler ile uğraşıyordu. Google nefis ve ücretsiz sunduğu birçok hizmet ile uyumlu android'i çıkararak büyük hamle yaptı. Doğru satınalmalar ve kararlar vererek hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Umarım Nokia, Yahoo veya Sony gibi hatalar yapmaz ve hep aynı kalite ile ücretsiz kalır.

Yahoo 1 TB depolama alanı sunsa da, tam bir bulut keyfi yaşatmıyor. Bu 1 TB ise bir dosyalama sistemi ile sunulmayan e-postalarınız ve bunların ekleri çerçevesinde. işiniz yoksa arayın da bulun.

Yandex ise ABD'deki Google'ın Sovyetlerdeki karşılığıdır. Ancak harita ...vb. daha birçok konuda Google'dan daha iyi olduğu söylenebilir. 

Emek vermiş olduğum, işime yaramayan ancak silemediğim ( ve lazım olabilecek ) her türlü dosyayı mail.ru buluta taşıdım. Artık bulunamayan programlar, fotoğraflar, çeşitli büyük dosyalar, müzik yedeklerim gibi dosyalar artık orada uyuyor.

Sık kullandığım, güncellediğim dosyaları ise yandex veya google'da tutuyorum.

Konu yedeklemekten açılınca kendimden fazla bu konu üzerine titreyen pek az kişi vardır. Yedek al, yedeğin yedeğini al, güncel tut ... gören de elimde formüller, bilgiler, arşivler var sanır.

Düzenime en son halini verip "tam istediğim gibi oldu" demiştim. 1 - 2 gün keyfini sürdüm. Eve geldiğimde kapının göbeğini yerde görmemle kafamdan aşağı kaynar sular döküldü. Yedeklemekte geç kalmıştım. Gerçekten sinir bozucu bir durum. Verilerimi %95 oranında kurtarsam da bu olay bana maddi ve manevi olarak büyük zarar verdi. Her şeyi toparlamam ve kalıcı bir çözüm haline getirmem de büyük zamanıma mal oldu. İyi de bir ders oldu.

Kendimi, hep çökecek işletim sistemlerine veya olası donanım hasarlarına karşı hazırlamıştım. Bu sebeple HDD yerine daha dayanıklı ve hızlı olan SSD ile çalışmaya başlamıştım. Ancak yaptığım hata yedeklemekte geç kalmak ve laptop'a açılış şifresi koymamak ( hatta HDD'yi kriptolamamak ) oldu.

Çıkardığım diğer ders ise hiç birşeyin sağlıktan önemli olmadığı, hayatın devam ettiği. Hayat aynen devam ettiğine göre gidenler çok da önemli değildi. Ama gitmeseydi de iyiydi.

Bilgisayarınızda neler olabilir?

Fotoğraflar, müzik, filmler, dosyalar, belgeler ...vs. ayrıca şifreleriniz, taranmış belgeleriniz, sık kullanılanlar ve daha kim bilir neler

Bunların bir kısmı önemsiz, değersiz şeylerdir, yoklukları sizi üzmez. Eksikliklerini hissetmezsiniz ve gerekirse aynısını bulabilirsiniz.

Bunların bir kısmı ise üzerinde çalıştığınız şeylerdir. Gelişmektedir, üzerinde emek vardır. Değerli veridir.

Bunları bazılarını yerine koyamazsınız. Mesela bir fotoğraf veya video gibi.

Ve bazılarını ise başkalarının görmesini istemezsiniz, günlük, fotoğraflar, notlar, şifreler gibi.

Chrome kullanıyorum, giriş yaptığınızda sık kullanılanları, tarama geçmişinizi size sunuyor.

Şifreleriniz için chrome'un kendisini, lastpass ya da roboform kullanabilirsiniz. Böylece tekbir şifre ile diğerlerini kontrol edebilirsiniz.

Aynı kullanıcı adı ile youtube'a girdiğinizde ise beğendiklerinizi ve izlediklerinizi görebiliyorsunuz. Bazı dizilerimi artık buradan takip ediyorum, ne gerek var "indir sakla"ya yahu.

Müziklerimi ise youtube, spotify, grooveshark, last.fm veya fizy ile saklamaya başlayacağım. ( şu anda kıyaslama ve deneme aşamasındayım )

Akıllı telefon kullanıyorsanız; rehberiniz yedekleniyor olmalı, tabi ki ayarlarını düzgün yaptıysanız.

Telefonunuzda mutlaka sim kilidi, hafıza kartı kilidi ve sim pin etkin olmalı. Yani telefonunuza ulaşan kişi ne telefonunuzu ne hafıza kartınızı ne de kartınızı kullanabilmeli.

Telefonunuzda başka neler olabilir? Tabi ki fotoğraflarınız, bunları da bulut üzerinde yedekliyor olmak sizleri rahatlatabilir.

Bir wifi bulduğunuzda rehberinizi, fotoğraflarınızı ...vs. bulut ile eşleştirebilirsiniz. 

Özetle; dosyalarınızı ve telefonunuzu eşitlenmiş tutmanız, yedekli çalışmanızı sağlar. Bu sayede, veri kaybınız olmaz ve mobilite sağlarsınız.

EnPara.com

Merhaba

Kullanmakta olduğum bir bankacılık hizmetinden bahsetmek istiyorum. Ve bu sayfayı yazmayı boynumun borcu olarak görüyorum.


Televizyonda dönüp duran reklamlarına pek kulak asmıyoruz, pek de ilgilenmiyoruz. Ancak bu süre içinde olan gene maddi ve manevi olarak bize oluyor. Diğer bankalardan aldığım hizmetlerin kalitesi canıma tak edince, oturdum ve araştırdım. Başvuru aşamasından başlayarak anlatayım.

Siteye www.enpara.com veya www.finansbank.enpara.com üzerinden ulaşabilirsiniz. "Müşteri olmak istiyorum" kısmındaki adımları 3 dakikada doldurduğunuzda üzerinize düşenleri tamamlıyorsunuz. Bu sırada şifrenizi de oluşturdunuz.

Sıra onlara geçtiğinde ise ziyaret saatlerini kesinleştirmek için sizi arıyorlar. Şubesiz bankacılık olduğu için bir çalışanlarını belirttiğiniz adrese gönderiyorlar. Ziyareti isterseniz kısa veya isterseniz bilgi vermek amaçlı uzun da tutabiliyorsunuz.

Enpara çalışanı ufak bir paket ile sizi ziyaret ediyor. Paket 2 adet sözleşme ( ikisi de tamamen aynı, birini imzalayıp veriyorsunuz ve diğeri sizde kalıyor ), bilgilendirici çeşitli broşürler ve hediye olarak güzel bir ajanda ve şık bir kalem içeriği ile geliyor. O anda teslim edilen kartınızın üzerinde isim yazmıyor ( isterseniz üzerinde isim yazılı kart da isteyebilirsiniz, üstünde de IBAN numaranız bulunuyor ) ancak şifrenizi oluşturduğunuz için internet ve ATM bankacılığını HEMEN kullanmaya başlayabiliyorsunuz. Yetkili kimliğinizin fotoğrafını çekip, sisteme yüklüyor ve işlem bitmiş oluyor.

Şu ana kadar sevdiğim şeyler; internetten yapılan kolay başvuru, hizmetin size istediğiniz zamanda gelmesi, hizmetin ücretsiz olması ve işe yarar hediyeleri olması.

Finansbank ATM'lerini sınırsız ve ayda 2 defaya mahsus olmak üzere de diğer ATM'leri kullanabiliyorsunuz.

ATMlerde ise kartsız işlem yapma ( sağdaki sarı menü ) kolaylığı bulunuyor, yani diğerlerinden kesinlikle geri kalmıyor.

enpara.com'a giriş de ne ola ki?

Hesap işletim ücreti ve kart aidatı YOK.

EFT, havale ve fatura ödeme ücreti YOK.

Telefon ile bağlandığınızda şifre adımlarından sonra, hiçbir tuşa basmanıza gerek kalmadan, en geç 30 saniye içerisinde karşınızda bir muhatap bulabiliyorsunuz.

Siteden yaptığınız öneri ve şikayetler hakkında KESİNLİKLE ( e-posta ve telefon ile ) dönüş alıyorsunuz. Aynı saçma şeyi :) kaç kere tekrarladığınızın hiçbir önemi de yok. 

İşlemleriniz temel bir faizsiz hesap üzerinden yürüyor. İlave olarak 1 altın, 1 dolar, 1 döviz hesabı ve 10 tane de farklı faizli hesap açabiliyorsunuz. Bunun dışında da değişik yatırım ve birikim hesapları da var. Aynı şekilde hepsi de ÜCRETSİZ.

Fatura ödediğinizde, hızlı işlemlere kaydedebiliyorsunuz. Yeni faturası geldiğinde ise size hatırlatıyor. Bir şekilde farklı bir adreste bulunduğunuzu varsayalım, evinize ( ya da evlerinize ) gelen faturaları görmek güzel olmaz mı? Bu faturaları, yetkili saati okutur okutmaz ANINDA görüyorsunuz. 

Site giriş ekranında bulunan "şifremi unuttum" sekmesi ise içeceğimin burnumdan fışkırmasına sebep oldu.

Şifremi unuttum
Faize yaklaşımınız nedir bilemem ancak bir de o boyutu var. Gecelik, aylık ... yıllık faiz veren hesaplarımız da oluyor. Tahmin edeceğiniz üzere, birçok gider kaleminden uzak duran sistem, bunu size de daha yüksek faiz olarak yansıtıyor. Ben günlük ve aylık faizi tercih ediyorum. Paranız diğer bir bankada dururken, artmadığı gibi bir de hesap işletim ücreti ile daha da azalıyor, değil mi? Burada öyle değil. En azından aynı kalıyor ve azalmıyor hatta isterseniz artıyor. Ben ihtiyacım olabilecek kadar miktar parayı gecelik faizde ve kalanını ise aylık faizde tutuyorum. Gecelik faiz 23.00 - 05.00 arasında çalışıyor, yani siz uyurken ve ihtiyacınızın olmadığı sırada. Gün içerisinde çekin, yatırın, ödeyin ve kullanın. Gecelik faiz bile diğer bankaların aylık faizinden yüksek veriyor, üstüne üstlük bir de otomatik fatura ödeme talimatı verirseniz +1 puan kazanıyorsunuz. Ancak ben faturalarımı son gününde kendim yatırmayı tercih ediyorum. Bu +1 puan son güne kadar beklerken kazanılıyor. Aylık faiz zaten tartışmasız, diğer bankalardan yüksek. ( Aylık faiz 32 gün üzerinden hesaplanıyor, diğer bankalarda ise 34 gün üzerinden. Bu şu demek; diğer bankalar 1 yıl içinde 10 tam ay faiz verirken EnPara 11 tam ay faiz veriyor. )

Hemen her gün hesaplarımda işlem yapıyorum ve bu sırada "hızlı işlem" olarak kaydettiğim faturanın kesildiğini ve son ödeme gününü görüyorum ( tekrar mükemmel bir EnPara hizmeti, ödenmemiş faturanın yanında bir uyarı beliriyor ). Hemen telefondaki takvime bunu kaydettiğimde, son günü gelince hatırlıyorum. İlk gün yatırınca madalya vermiyorlar, değil mi? Otomatik ödeme ile ilave puan alsanız da, kendi paramın kontrolünün bende olmasını seviyorum. Ayrıca bu ilave puanın getirisi, son gününe kadar hesapta bekleyen paranın getirisi ile hemen hemen aynı oluyor.

KAMPANYALAR :) yetişememiş olsam da yemeksepeti üzerinden %20 indirim kazanıyorsunuz. para puan değil, sonraki ay değil, anında hesabınıza para iadesi şeklinde. Kullanmasam da çeşitli oyun ...vs. indirimleri de mevcut. ( indirimli kitap kampanyası tam bana göreydi, iyi okumalar notuna bayıldım. )

Bazı müşterilerine kumbara veya çikolata gönderildiğini biliyorum. Birçok arkadaşıma tavsiye ettim ve kullanmalarına sebep oldum ( ancak bana gelmedi, öhööm ) Hatıra ormanına ( İzmir / Kadıovacık ) benim adıma ağaç dikmeleri ise benim gibi bir çevreciyi ise çok mutlu etti.

ATM menüsünden internet bankacılığına da ulaşabiliyorsunuz. 
hatıra ormanı hakkında
Bu çağda bankasız olmaz. Kart, ATM, hesap, internet bankacılığı hayatımızın ayrılmaz bir parçası. Yıllardır beni rahatız eden "zorunda olmak" kavramından beni uzaklaştıran, ülkemizde olduğuna hala inanamadığım bu hizmeti ücretsiz ve değer vererek sağlayan ENPARA çalışanlarına teşekkür ediyorum.

Tema sertifikası
Her fırsatta sizleri tavsiye etmeye devam edeceğim. Umarım yakında kredi kartı ve borsa hizmeti de sunar.

Facebook'ta yaptığım bir yorumu yayımlamak için izin bile istediler.


Ayrıca test etmeye başladıkları ticari bankacılık hizmetlerini en kısa sürede tamamlamalarını bekliyorum.

13 Şubat 2015 Cuma

General Mobile Discovery şikayetim hakkında

Telpa teknik servise gönderdiğim telefonuma ilave ettiğim şikayet dilekçesi aşağıdaki gibidir.

Telpa Telekomünikasyon Tic. A.Ş.
Teknik servis çalışanının dikkatine

Elinizdeki telefon ile çeşitli sorunlar yaşıyorum.
Yaşadığım yazılım sorunları aşağıdaki gibidir;
1. Gelen SMS’ler için atadığım zil sesi bir süre sonra “default sms ringtone” olarak kendiliğinden değişiyor.
2. Telefon rehberindeki kişilerde bulunan “gelen çağrıyı doğrudan blokla” işlemi de kendiliğinden siliniyor.

Son zamanlarda ortaya çıkan bir diğer sorun ise ekranda baş gösteren solgun bölgedir ve ekran çerçevesinde soldan 34 mm /  yukarından 37 mm civarında bulunmaktadır.

Bunlara ilaveten, çoğunlukla bağlanmayan ve pek nadir de olsa yavaş bağlanan GPS, aşağıdakiler kadar öncelikli sorunlarımı oluşturmuyor.

Arayan kişilerin “Sana ulaşamıyorum” veya “Telefonun neden kapalı?” şikâyetleri ve operatörümün sağladığı “Kim aramış” hizmetinin gönderdiği SMS’ler ile sorun, kendini belli ediyor.

Kullanım sırasında sinyalin ansızın gittiğini görmeme ilave olarak sık sık beliren “SIM kart algılanmadı” uyarısı, bu telefonda bir donanım sorunu olduğu gösteriyor. İlk başvurduğum çözüm, diğer kart yuvasını kullanmak oldu. Ancak sorun devam etti.

Aynı ortamda bulunan ve aynı operatörü kullanan kişiler şebeke ile hiçbir sorun yaşamazken, benim sorun yaşıyor olmam telefonumda, SIM kartımda veya şebekenin bulunduğum konuma o anda sağladığı hizmette bir sorunu olduğunu işaret edebilir. Ancak şikâyetim farklı şehirlerde ve semtlerde ortaya çıkıyor ve operatörlerden sinyal değerlerini sorgulattığımda ise bulunduğum konumda bir sorun olmadığını duyuyorum. Operatör ve Telpa teknik servis çalışanlarının uyarıları dikkate alarak eskimiş olma ihtimali olan SIM kartımı da değiştirmeme rağmen şikâyetlerimde bir azalma olmadı.

Sorunumun kaynağının operatörün kendisi olabileceği ihtimaliyle hattımı diğer operatörlere de taşıyarak her iki kart yuvasını kullandım, ancak sorun çözülmedi.

Bu sorunlar sırasında, diğer ( veya aynı ) operatöre ait bir SIM kartı bu telefona taktığımda sorun kendini tekrar gösterirken, diğer bir telefona taktığım hattımın sorunsuz çalışıyor olması, elinizdeki telefonda bir donanım sorunu olduğunu iddiasını kuvvetlendiriyor.

İstanbul’da bulunduğum süre içerisinde telefonu servisinize 3 defa teslim ettim. İşlemler sonucunda “yazılım güncellendi”, “parça değişimi yapıldı” ve “herhangi bir soruna rastlanamadı” şeklindeki işlem kayıtlarına ilaveten telefonda şebeke sinyalinin olduğunu, 3G hizmeti ile internete bağlanıldığına dair ekran görüntülerini de telefonumda bıraktığınızı görüyorum. Ancak, telefonu incelediğiniz o 1 saatlik süre içerisinde sorunun doğmamış olabileceğini ya da doğmuş ise bile gözden kaçmış olabileceğini de bildiğinizi umuyorum.

Odaklanmanız gereken sorun, sürekli değil zaman zaman ortaya çıkan şebeke sorunudur. Zira SIM kartın her algılanışından sonra telefonun PIN sorması ise bir sorun yaşandığının en büyük kanıtıdır.

Bir diğer şikayetim ise internete bağlanma sorunudur. Bağlantılar sırasında, yaşadığım donma, beni telefonu kapatıp açmak zorunda bırakıyor. Çünkü ilerleme belirli bir noktada duruyor ve hiçbir komutu kabul etmiyor. Bu şikayetimi ise operatör bağlantısına, sinyal şiddetine bağlayabilirsiniz ancak aynı şikayetler WIFI ile de ortaya çıkıyor.

Son zamanlarda ortaya çıkan şikayetim ise gerçekleşmeyen bağlantının, telefonu kilitlemesi.

İlgili tüm ekran görüntülerini telefonda “pictures” dosyasında bulabilirsiniz.

General Mobile marka Discovery model telefonu araştırarak aldım ve çevremdeki birçok kişiye de tavsiye ettim. Ayrıca telefonumu elden teslim ederek teknik servisinizi 3 defa ziyaret ettim ve birçok sebep ile memnun kaldım. Ancak yukarıda bahsettiğim arızalar, bu üründen tam ve kesintisiz olarak faydalanmamı engelliyor.

4. defa sizlere gönderdiğim telefonun, ayıplı ürün olarak değerlendirilmesini ve ücretinin iade edilmesini talep ederim.

İyi çalışmalar
Semih TEPE

Ürünü teslim ederken, şikayetlerim kısaca yazılsa da hiçbir zaman bu şikayetler okunarak işlem yapılmıyor. Teslim alırken ise hep aynı yorumları görüyorum "SIM kartınız eski ya da bozuk olabilir. Bulunduğunuz bölgede bir şebeke sorunu olabilir. Hafıza kartınızı formatlamadan kullanmayın"...gibi.

Yani, benim kartım bozuk olabilir, şebekede sorun olabilir ( hatta hiç alakası olmayan hafıza kartımda da sorun olabilir ) ancak 4 kere servise gönderdiğim telefonda sorun olamaz..

Ürün 4. defa servisten geldi, ve parça değişimi yapılmış. Hep aynı şikayetler ile başvurmama rağmen, neden 2 defa kadar sadece yazılım güncellenmişti?

Şikayet sitelerine baktığımda hep aynı cevapların yazılmış olduğunu görüyorum "ücretsiz kargo gönderebilirsiniz, telefonumuzdan ulaşabilirsiniz" ... gibi.

Ayrıca okuduğum komik yorumlarınızdan biri ise sanırım şu şekilde idi "şebeke sorunu ... vb. sorunlar yaşadığınızdan video kaydedip, tarafımız ile paylaşmanızı rica ederiz". Telefon zaman zaman çekmiyor, sinyal gidiyor, sinyal gösterse de çağrı gelmiyor / gitmiyor, internet boğuluyor ve ilerlemiyor. Benzeri şikayetleri ancak operatörden gelen "arandınız, ulaşılamadınız" özetinde bilgilendirme SMSleri ile fark ediyorum. İşimi gücümü bırakıp, telefona ekran videosu kaydeden program yükleyeceğim, sürekli çalışır vaziyette tutup ( pilin daha çabuk tükenmesine sebep olacağım yetmezmiş gibi hem hafızayı doldurup hem de telefonu ısıtacağım ) giden sinyali yakalamaya çalışacağım.

Her servisten sonra telefonun içinde şebeke sinyali olduğuna dair ekran görüntüsü fotoğrafları buluyorum. Zaten telefon serviste 1 saat kalıyor, o zaman zarfında da sorun yaşanacağı kesin değil. O an için sinyal olduğunu göstermeniz, uzun süreli kullanım sırasında bir sebeple çekimin kesintiye uğramadığını göstermez. Şebeke sinyali olduğunu gösteren fotoğrafları koymayı biliyorsunuz, siz neden video koymuyorsunuz, bizlerden istiyorsunuz?

En son sefer sizlere gönderdiğimde, çekimin gidip geldiğine, şebeke olmadığına dair koyduğum fotoğraflar işinize yaradı mı?

Sorunlardan biri ise sinyal gösterirken sinyal olmaması ve ulaşılamadığıma dair SMS alıyor olmam. Hemen şunu diyebilirsiniz "çağrılar operatörde sinyal gittiğinde, geliyor olamaz mı?" olur, tabi neden olmasın. ama her seferinde mi olur ? Her seferinde de olmaz.

Kendime yeni bir telefon aldım ve bu GM-D telefonu değiştirene kadar sizlere göndermeye ve tüketici hakları hakem heyetine başvurmaya devam edeceğim.

4. kere teslim edilen üründe birçok parça değiştirildi. Eksiksiz kutu ve fatura ile kendilerine iade ettim. Teslim alındığı yönünde bir SMS aldıktan sonra kendilerini aradım. Derdimi anlattığım yetkili "en geç yarın döneceğini" söyledikten yarım saat sonra arayarak "ürünü iade alacaklarını"bildirdi.

Köylü (!) Ekrem


Bu videoyu sık sık izliyorum. Kendisi sanat, felsefe, tasarım gibi birçok konuda ders veriyor.

Kendisi ile ilgili yazılan yorumları ekşisözlük içerisinde okuyabilirsiniz.


8 Şubat 2015 Pazar

Anne ve Baba hakkında

Aldığım çiçekleri annem ve babamın mezarına koydum oturdum sohbet ettim, onlarla çok isterlerdi oğullarının iş sahibi olduğunu görmeyi ama olmadı. Annem hep hayal ederdi beni çalgılı çengili evlendirmeyi, olmadı be anne. sende göremedin babamda. şu hayatta bir siz vardınız, sizde yoksunuz. hayatımdan hiç tat alamıyorum siz olmayınca. ne yapayım? çok özlüyorum sizi. arada ailecek çekindiğimiz fotoğraflara bakıyorum, gözlerim doluyor. hiç sigara içmeyen oğlun, sigara içiyor arada. kızıyorum size, beni böyle yapayalnız bıraktığınız için. siz yokken kendimi çok çaresiz hissediyorum. keşke o gün hiç olmasaydı. bende ölseydim orada ama olmuyor be. sizin için tek yapabildiğim şey çiçek alıp gelmek. yokluk içinde yaşasaydım da sizle vakit geçirebilseydim. sizi 1 dakika görmek için dünyaları veririm.

be ey sözlük yazarları ananızın babanızın kıymetini bilin gerçekten sonradan kafanızı taşlara vurursunuz.

( inci sözlük'ten alıntıdır )

Emek hakkında

- Emeğinin karşılığını, senin ne yaptığını bilmeyenlerden alamazsın.

- Emeğinin değerini bilmeyenlere, emeğini sakın sunma.

7 Şubat 2015 Cumartesi

Spartaküs

Dizi 3 ana ve 1 ara sezon olmak üzere toplam 4 sezondan oluşuyor.

1. sezon - Kan ve Kum; ( 1 - 13 bölüm )  Trakyalı asker Spartaküs'ün köle oluşunu ve bir gladyatör haline gelişini anlatmaktadır. Dizinin ikinci sezon çekimleri ise Spartaküs karakterini canlandıran Andy Whitfield'a kanser teşhisi konulması sebebiyle ertelenmiştir. Daha sonraları kanseri yenen Whitfield'ın yeni sezon çekimlerine başladığı açıklanmış ancak hastalığının nüksetmesi üzerine diziden çıkarılmıştır. Sonrasında ise Liam McIntyre ile anlaşılmıştır. Bu yüzden ikinci sezona geçtiğinizde kafanız karışabilir.

Andy Whitfield - ilk Spartaküs
Liam McIntyre - ikinci Spartaküs
Dizinin ikinci sezonunun gecikmesi nedeniyle "Arenanın İlahları" isimli 6 bölümlük ara sezon yayınlanmıştır. Bu sezonda ise eski Capua Şampiyonu olan Gannicus isimli gladyatörü tanıyoruz. Bu sezonu, ana karakterlerin geçmişleri anlatıldığı için 1. sezondan ya önce ya da sonra izleyebilirsiniz.

Gannicus
2. sezon - İntikam; ( 14 - 23 bölüm ) yoldaş gladyatörleriyle birlikte ustaları Batiatus'u öldürüp gladyatör yetiştirme okulundan ( ludus ) kaçtıktan sonra yaşadıklarını görüyoruz. 

3. sezon - Lanetlilerin Savaşı; ( 24 - 33 bölüm ); gladyatörler ve kaçan diğer köleler kurdukları ordu ile Roma'ya karşı bir savaş başlatırlar.

Dizide bol bol erotizm, Pompei kazılarında ortaya çıkanları gözler önüne seren sapkınlıklar, kan, hırs ve entrika bulabilirsiniz.


Son ve en büyük karşılaşmada, onlarca kişiyi geçerek Roma'lı komutana ulaşır. Onca yorgunluğa ve yarasına rağmen hak ettiği cezayı verecek iken arkadan yağan ciritler ile ağır yara alır ve arkadaşlarının yardımıyla savaş meydanını terk eder. Gerçekten de cesedi savaş meydanında bulunamamıştır. Arkadaşları tarafından mezarına bir kalkan bırakılır. Kalkan üzerindeki "Kırmızı ejderha" aslında her şeyi başlatan simge idi ve dizide defalarca karşımıza çıkar.

6 Şubat 2015 Cuma

Turkcell şikayetim hakkında

Sayın yetkili

Telefonuma gelen ve engelleyemediğiniz SMSler sebebiyle mağduriyet yaşıyorum. Sistem kayıtlarınızı kontrol ettiğinizde ne zamandır, kaç sefer ve neden aradığımı göreceksiniz.

Diğer firmaların telefonuma gönderdiği SMSler rahatsız ediyordu. Defalarda sizleri aradım ve en geç 48 saat içerisinde sorunun çözüleceği söylendi. Ancak bu sadece birkaç gün sürdü. Firmaların SMSleri sürekli gelmeye devam etti.

Online işlem merkezine girerek, tüm izinleri kapattım ve hiçbir SMS almayacak hale getirdim. Tam “rahatladım” derken SMSler artarak gelmeye başladı. İşlem merkezine girdiğimde ise ayarların tam tersine değiştirildiğini gördüm. Sizleri aradığımda “bir hata olduğu” söylendi. Bu cevap tatmin etmese de ayarları tekrar istediğim hale getirdim.

Fakat SMSler gelmeye devam etti. Sizi tekrar aradığımda “bazı firmaların kendi sistemlerini kullandığını” söylediniz. Bu cevap mantıklı gelse de, Turkcell gibi bir iletişim firmasının nasıl çözüm bulamadığını anlayamadım. Şimdilik bu cevap ile yetiniyorum.

Ayrıca internette bulduğum bilgiyi bu görüşme sırasında doğruladım; FIRSAT veya ALL yazıp 2780e SMS gönderdiğinizde gelen SMSler durduruluyordu. ( tabii tabii )

Yukarıdaki 2 şikâyetime verdiğiniz cevabı bir derecede kabul ediyorum. ANCAK ve ANCAK, aşağıdaki satırları dikkatle okumanızı rica ederim. Defalarca ifade etmeme rağmen, dışarıdan gelenleri engelleyemeseniz de, kendi sisteminizin gönderdiği SMSleri nasıl durduramadığınız bana kimse açıklayamadı. Sizi en son aradığımda takım liderinden aldığım komik cevap ise şuydu “ bu genele yaptığımız bir uygulamadır “. Turkcell’den gelen Trcll.im, indirim, reklam, kampanya, tanıtım içerikli SMSlerin bana gelmeye devam etmesinin sebebi durduramamanız değil, durdurmamanız veya durdurmak istememenizdir. Bir müşterinizi sinir harbine sürüklemek, onun isteklerine veya şikayetlerine kulak vermemek iddia ettiğiniz gibi lider, önder, en fazla, en büyük …. olan operatörün özellikleri değil. İstemediğim halde bana gönderdiğiniz her SMSten sonra işimi, gücümü bırakıp inatla sizleri aradım, defalarca email gönderdim ve internette şikayetimi dile getirdim.

Yıllardır süren bir şikayet karşısında, telefon ve klavye başında harcanan dakikalar karşısında dilini hiç bilmediğim bir insan evladı çözüm bulurdu.

Bayramda ve özel günlerde tarafıma gelecek tebrik SMSlerini almama pahasına tüm SMS alımını kapatmak istesem de internet bankacılığı için SMS kullanmak zorundayım. Bu ifadeyi kullandığımda aynı takım lideri şu cevabı verdi “isterseniz bu işlemi yapabilirim”. Yani Turkcell biz çözüm bulamıyoruz, size bu hizmeti vermeyelim diyor. Aynı şekilde telefonuma gelen istenmeyen çağrıları engellemek için de gelen çağrıları kapatalım, ne dersiniz?

Fatura bilgisi için gelen SMSleri de email olarak almak istediğimi belirttim, ancak bu sefer akrabalarımı telefon faturaları da, inatla dalga geçer gibi, bana gelmeye başladı.

Buraya yazarak herkesin bilmesini istediğim rezalet karşısında, çözüm bulmadığınız halde, süslü püslü “müşteri arandı, çözüm üretildi…vs.” yazacağınızı biliyorum. Ancak böyle bir şey olmayacak. Olsa şu ana kadar çağrılarıma veya emaillerime olurdu.

Bir müşterinizi sinir hastası yapacak derecede ilgisizsiniz. Adıma kayıtlı olan şahsi ve ticari hatlarımı diğer operatörlere taşıyacağım. Bundan sonraki faaliyetlerimde de kullanmayacağım. Benden tavsiye isteyen yerli ve yabancı tanıdıklarıma da uzak durmalarını söyleyeceğimi bilmenizi isterim.

Ayrıca sikayetimvar.com üzerinden ve musteri.hizmetleri@turkcell.com.tr üzerinden verilen cevaplar, tamamen standart yani kopyala / yapıştır. Bir oku, anla, düşün, diğer kişilere aktar, çözüm üret yok. Kopyala / yapştır, ne kadar kolay değil mi? maile cevap verince, sorun çözüldü mü sanıyorsunuz?

Nuray hanım ile başlayan süreç çözüm merkezinden Cüneyt bey'in araması ile son buldu. Kendisi daha önceden fark edilmemiş bir noktayı düzelttiğini belirtti. 9 Şubat tarihinden itibaren herşey yolunda gidiyor.

4 Şubat 2015 Çarşamba

Çok dinle, az konuş

"Çok dinlememiz ve az konuşmamız için iki kulağımız ve bir dilimiz vardır."

~ Diyojen

Cesaret ve minnet bir arada


Açlıktan ölmek üzere olan ayılara yemek götüren avcı ve bacağına tutunan yavru ayı

Matematik heyecan verir! - 2.1


57. Alay


Tarihte bugün