27 Ekim 2014 Pazartesi

Ölümsüz kadın: Henrietta Lacks ( HeLa)

Henrietta’ya bir de 1951’de rahim ağzı kanseri teşhisi konulur. Teşhisin hemen ardından kanserli doku cerrahi müdahale ile çıkarıldı ve çıkarılan bölgeye radyum tüpü yerleştirildi. (1951’de bu tür kanserlerin tedavisi, radyoaktif materyallerin doğrudan vücut içine konulması şeklinde gerçekleştiriliyordu.) Birkaç gün sonra, tüp çıkarıldı ve X-ışını tedavisine başlandı. Şanssızlıkların peşini bırakmadığı Henrietta, X-ışını tedavisi sırasında ciddi yanıklara maruz kaldı. Zamanın getirdiği tüm tedavi yöntemleri kullanılmasına rağmen, 1951’de Henrietta hayatını kaybetti. Ama diğer yandan o daha yeni doğuyordu.

Kendisinden alınan kanserli doku, ailesine haber verilmeden araştırma amacıyla kullanıldı. Doktoru Dr. George Gey, önderliğinde yapılan araştırmalar sırasında çok ilginç bir nokta fark edildi. Henrietta’nın kanserli hücreleri, daha önce her insan hücresinin yapması gereken bir şeyi yapmıyordu. Ölmüyordu…

Hücrenin gerektirdiği koşullar (besin vs.) sağlandığı sürece bu hücrelerin ölmemesi, araştırmacılar için büyük bir kapıyı açtı. Hücre örnekleri ilk 4 ay içinde, ABD üzerindeki neredeyse tüm eyaletlere ulaştırıldı.  Henrietta Lacks’ın adına, HeLa olarak adlandırılan bu ölümsüz hücre hattı (cell line), günümüzde tüm dünya üzerindeki laboratuvarlarda bulunuyor. Öyle ki, HeLa hücreleri, hücrelerin yerçekimsiz ortamdaki davranışları incelenmek üzere, ilk uzay araştırmaları sırasında uzaya bile gönderildi.

Son 50 yıl içinde, ölümsüz HeLa hücreleri, dünyanın dört bir yanında, kanserden AIDS’e; gen dizilenmesinden, toksik maddelerinin hücreler üzerindeki etkisinin incelenmesine kadar sayısız deneyde kullanıldı, kullanılmaya devam ediyor. Öyle ki, günümüzde dünya etrafında yayılmış olarak bulunan HeLa hücrelerinin sayısı, Henrietta Lacks’ın vücudunda bulunan tüm hücrelerin sayısını çoktan geçmiş durumda. Yan yana konulduklarında ise ekvatoru 3 defa dönecek kadar fazla sayıdalar ve artmaya da devam ediyorlar.

1. HeLa hücrelerinden önce, araştırmacılar hücreleri hayatta tutmak için oldukça fazla çaba, zaman ve malzeme harcıyorlardı.

2. Polio virüsünün en yaygın olduğu 1952’de, aşı üretimindeki test işlemleri HeLa hücreleri üzerinde kolaylıkla ve geniş çapta denendi. Hızlı testler ile milyonlarca insan kurtuldu.

3. HeLa hücreleri arasında bazıları diğerlerinden daha farklı davranışta bulunuyordu. Araştırmacılar, bu tekil hücreleri izole etmeyi, çoğaltmayı ve yeni bir hücre hattı oluşturmayı öğrendi. Öğrendikleri, tüp bebek klonlamanın temelini hazırladı.

4. HeLa üzerinde yapılan araştırmalardan birinde, hücrelerin üzerine yanlışlıkla bir kimyasal döküldü. Kimyasalın etkisi ile, DNA’lar katlanarak kromozom halini aldı. İleride bu kimyasal kullanılarak uygulanan teknik ile insanın kromozom sayısının 48 olmadığı, 23 çift olduğu bulundu.

5. HeLa hücreleri üzerinde yapılan ileri moleküler çalışmalar sonrasında, bu hücre hattında aktif telomeraz aktivitesi bulunduğu görüldü. Aktif olarak üretilen telomerazın kromozomları koruyan telomer kısımlarına ekleme yaparak koruduğu günümüzde biliniyor. Bu bağlamda, hücre ölümü ile telomer ilişkisi de HeLa hücre hattı ile biraz olsun aydınlığa kavuştu.

Yine de hücre ölümünü doğrudan telomer aktivitesine bağlamak doğru olmaz; çünkü 50 yıldır üzerinde çalışılan bu hücre hattı ile ilgili metabolik yol (pathway) açığa kavuşmuş değil.